Kur Seçimi:
 1,25 YTL  1,94 YTL
  ,   

 
Konular


TARİHİN ve MİTOLOJİNİN ROMANLARI


GÜNCEL YAYINLAR


SIR METİNLER


ALEVİLİK


BARBARA WOOD KİTAPLIĞI


KARL MAY KİTAPLIĞI


HERKESE TARİH HERKESE MİTOLOJİ


OLİMPOS TANRILARI


ADNAN YÜCEL KİTAPLARI


ÇOCUK KİTAPLARI

Duyurular
YILIN KAMPANYASI KAÇIRMAYIN

ESERLERİNİ YAYINLATMAK İSTEYENLER


Çeşitli

Linkler
Basında Biz
İletişim


Ayın Sorusu

Ayın Sorusu Yarışmasına katılabilmeniz için sitemize üye olmalısınız.

Üye olmak için tıklayınız


Editörün Seçimi

       ALAMUT       

14,50 YTL (KDV Dahil)




Hasan Sabbah´ın Alamut Kalesi,
Cennet Bahçeleri ve Fedailerin Tarihi

Tavsiye Et

Arkadaşınızın Adı

Arkadaşınızın E-Postası

Sizin Adınız

Sizin E-Postanız


Sitemizi bir arkadaşınıza tavsiye etmek için lütfen yukarıdaki kutucukları eksiksiz doldurarak Gönder butonuna tıklayınız.

 
EN BÜYÜK KOMUTAN KİMDİ?

En büyük komutan kimdi?

Emre Aköz

Taraf gazetesinin arka sayfasında " 20 Soru " adlı bir bölüm var. Fikir Fransız yazar Marcel Proust´a aitmiş. Sonra geliştirilmiş.
Çeşitli kesimlerden kişilere " En sevdiğiniz kelime " diye başlayıp "Öldüğünüzde cennete giderseniz Tanrı´nın kapıda size ne söylemesini istersiniz" diye biten 20 adet soru yöneltiliyor.
Bir süre önce arkadaşlar bana da sordu... " Kendiniz olamasaydınız kim olurdunuz " sorusuna " Scipio Africanus " diye fantastik sayılacak bir cevap verdim.
Bizim köşenin sürekli okurları hatırlayacaktır: 2004´ün Eylül ayında Scipio´dan söz etmiştim.
Milattan Önce 236 ile 182 arasında yaşamış bir komutan Scipio. Roma´yı tehdit eden Kartacalı Hannibal´in belalısı.
Kuzey Afrika´daki kapışmalarda, öylesine başarılı işler çıkartıyor ki yüzyıllar sonra İngiliz savaş tarihçisi B.H. Liddell Hart onun için, " Bence Napolyon´dan üstündür " diyor.
Scipio´nun özelliği şu: " Zaferlerini savaşmadan kazanıyor! " Tabii abartıyorum . Hiç kan dökmüyor değil. Ancak müthiş taktiksel yeteneği ile mümkün olduğu kadar düşmanıyla yüz yüze gelmekten kaçınıyor.
Vur kaç numaralarıyla, gücünü kah az, kah çok fazla göstererek, baskınlar yaparak karşı tarafı sürekli yıpratıyor.
Kimindi? General Patton söylemişti galiba... Şöyle bir laf vardır: " Savaştaki asıl amaç, vatan için ölmek değil, düşmanın kendi vatanı için ölmesini sağlamaktır. "
İşte Scipio´nun da yaptığı buydu: Kendi gücünü korurken, karşı tarafa azami zayiatı verdirmek...
Ara notu: Yukarıda " zayiat " dedim de aklıma geldi. Bizim basının budalaları evet ´ budala´ demek zorunda kalıyorum, çünkü defalarca uyarmamıza rağmen aynı saçmalığı inatla sürdürüyor ve "zayiat" kavramı ile " şehit " kavramını birbirine karıştırıyorlar.
Neyse... Geçen gün İstanbul Beşiktaş´taki Kabalcı kitapevinin rafları arasında dolaşırken ne göreyim? " Afrika Kartalı Scipio " adlı bir kitap çıkmış (Yurt Yay.)
Birçok işe girip çıkmış, Oxford Üniversitesi´nden mezun İngiliz gazeteci Ross Leckie kaleme almış bu yarı belgesel romanı...
Daha önce Hannibal´in romanını yazan Leckie... Bakmış ki kitap büyük ilgi görüyor; kolları sıvayıp Hannibal´in çanına ot tıkayan Scipio´yu anlatmış.
Ben size uzun uzun kitaptan söz etmeyeceğim. Merak eden alıp okur. İleride, yeri geldiğinde değiniriz.
Ancak içimizdeki bir yaraya tuz basan giriş bölümünü es geçemem: "Okuduğunu anlama " meselesi.
Roma eğitim sisteminde şöyle bir metot olduğunu öğreniyoruz:
Öğretmen önce, az sonra ele alınacak metin (mesela bir şiir) hakkında bir konuşma yapıyor.
Buna " praelectio " adı veriliyor. Ardından " lectico " bölümü geliyor: Öğrencilerden biri metni sesli olarak okuyor.
Sonra başlıyorlar o metni kelime kelime, cümle cümle analiz etmeye... Buna da " ennaretio " deniyor.
Ve ders, okunan ve analiz edilen metnin estetik açıdan da değerlendirildiği " iudicium " bölümüyle son buluyor.
İki binden fazla yıl önce kurulmuş olan Roma İmparatorluğu, gençlerini işte böyle yetiştiriyordu.
Roma´nın uzun süre Akdeniz ve çevresine egemen olmasını sağlayan faktörler arasında, hiç kuşkusuz bu eğitim sistemi de vardı.

 


KÖTÜLER HER YERDE DOLAŞIR

 KİTAP

Saviano´nun gösterdiği gibi çürüyen bir sistemin artık tamir edilebilmesi mümkün değildir. ´Gomorra´yı okurken akla sık sık Türkiye´nin gelmesi bundandır

 

Haluk Hepkon

Kökeni hakkında bir sürü rivayet bulunan ´mafya´ kelimesi 1860´lı yıllarda kullanılmaya başlanıyor. O dönemde kelime esas olarak Sicilya ile sınırlıdır. Daha sonraları, hem kelime hem de temsil ettiği örgütlenme genişleyerek çeşitleniyor. Sicilya mafyasının ABD´deki koluna Cosa Nostra deniyor. İtalya´nın Calabria bölgesindeki örgütlenmenin ismi N´drangheta oluyor. Roberto Saviano´nun kitabı Gomorra ise Napoli bölgesinde faaliyet gösteren Camorra´yı konu alıyor.

Napoli sadece İtalya değil Avrupa açısından da son derece önemli bir liman. Dolayısıyla burada etkili bir suç örgütünün faaliyetleri neredeyse bütün dünya ekonomisi açısından belirleyicidir. Saviano´nun bu fazla bilinmeyen yapıyı en ufak ayrıntısına kadar incelemesi müthiş bir olaydır. Ama işin daha da ilginç bir yönü vardır. Gomarra´yı okurken kapitalizm ve mafya arasındaki ilişkilerin hangi noktaya geldiğini anlamak mümkün hale gelmektedir.

Saviano kitabında Camorra adının sadece polisler, gazeteciler, sorgu hakimleri ve senaryo yazarları tarafından kullanıldığını, örgüt mensuplarınsa daha çok ´sistem´ demeyi tercih ettiklerini belirtiyor. Kendilerini ´girişimci iş adamları´ olarak tanıtmaya pek bir meraklı bu güruhun adam öldürmek için ´servis´ öldürülen insanlar içinse ´parça´ kelimelerini kullanmaları tesadüf değildir. Mesele haraç almanın ya da gasp çetesi olmanın çok ötesindedir. Saviano, Camorra örneğinden hareketle kapitalizmin nasıl giderek daha fazla suça, ölüme ve uyuşturucuya bağlı bir ekonomi haline geldiğini gözler önüne seriyor. Gomorra´nın önemi ve benzer kitaplardan farkı da budur.

Gomorra yayımlandığı ilk günden itibaren İtalya´da ve Avrupa´da büyük bir yankı uyandırdı. Saviano ise aldığı tehditler yüzünden 2006 yılından beri hayatını saklanarak sürdürüyor. Gomorra´yı okurken yazarın bu durumu önceden tahmin ettiği anlaşılıyor. Nitekim bölgede değişen fazla bir şey yoktur. Çok değil bir ay öncesinde gazetelere yansıyan bir haberde Camorra´nın arsızlığı iyice ele alarak toplantılarını karakollarda düzenlediği belirtiliyordu. Habere göre Camorra mensupları polis arabasıyla adam kaçırıyor, karakolda kokain çekerek etrafa telefonlar ediyorlar. Yakışanı budur! Günümüzde sistem kendisini ancak ´sistem´ ile koruyabiliyor. Bu şartlar altında Saviano´nun illegaliyeti seçmesi ve mafyanın karakollara yerleşmesi kaçınılmazdır.

Anlatılan senin hikâyendir
Roberto Saviano tanığı olduğu çürümeyi ifade edebilmek için kutsal kitaplardaki Gomorra´ya gönderme yapıyor. Ama çürüme artık tek bir şehirle sınırlı değildir. Eski Ahit´te dendiği gibi "alçaklık ademoğulları arasında yükselince kötüler her yanda dolaşıyor." Bu yüzden Saviano´nun hikâyesi bizleri de yakından ilgilendirmektedir. 2004 yılında Ankara Ticaret Odası tarafından yaptırılan Hayatımız Mafya başlıklı inceleme bu durumu kanıtlıyor. Söz konusu araştırmaya göre Türkiye´de yeraltı ekonomisi 60 milyar doları, yani milli gelirin dörtte birini bulmaktadır. Bu miktar aynı zamanda 2004 yılı bütçesinin yarısı anlamına geliyor. Kamu yatırımı için konan her dört tuğladan birisi yasadışı örgütlere gitmektedir.

Mafyalaşma süreci için 1980´li yılları bir milattır. Zaman içerisinde KİT´ler, SSK, parasız eğitim sistemi ortadan kalktıkça mafya daha da güçlü bir biçimde ortaya çıkıyor. Siyasilerin isimlerinin uyuşturucuyla, nükleer madde kaçakçılığıyla ya da Susurluk Olayı´nda olduğu gibi yeraltı dünyasının karanlık isimleriyle anılmasından da anlaşılacağı gibi küreselleşme Türkiye´de de ´sistemi´ güçlendirmektedir. Giderek uyuşturucuya bağımlı hale gelen ekonomiyi üretenler değil vurguncular, hortumcular, spekülatörler yönetmektedir. Eşkiya hem dünyada hem de Türkiye´de hükümdar olmaya başlamıştır. Saviano´nun kitabının da gösterdiği gibi tamamen çürüyen, insana ve doğaya düşman hale gelen sistemin artık tamir edilebilmesi mümkün değildir. Gomorra´yı okurken insanın aklına sık sık Türkiye´nin gelmesi bundandır. Gözlerimizi yukarılara çevirmenin zamanı gelmiştir. Çünkü bütün dünyanın ´Gomorra´ haline geldiği bir zamanda kurtuluş ancak ateş ve kükürtle yıkanmaktan geçmektedir.

21/12/2007


YENİ ŞAFAK-TAHA KIVANÇ


Son okuduğum kitap, tanıtımı için yazılan notta "Türkiye´de yaşayan ve Masonların Büyük Üstatları arasında yer alan" diye kendisinden söz edilen Tamer Ayan´a ait. "1986´da Nur´a kavuştu" deniliyor Jeoloji ve Jeofizik mühendisi Tamer Bey için... Vefa Locası´nın 2006 yılından itibaren ´tebenni etmiş´ üyesiymiş... ´Mimar Sinan´ dergisi editörü olduğuna göre meslektaşımız da sayılabilir.

Okuduğum 500 küsur sayfalık ´Atatürk ve Masonluk: Kalbimizde Saklı Kalan´ adlı kitap pek çok yönden ilginç. Masonlar ile ilgili yazılmış neredeyse bütün eserleri eleştirel bir gözle okumuş Tamer Ayan; localarda mevcut belgeleri de değerlendirmiş... Ortaya Masonların ´resmi tarihi´ kabul edilebilecek bir kitap çıkmış...

O halde Cumhuriyet dönemi öncesindeki çapraz ilişkilere dair satırlarını dikkatle okuyalım: "Özellikle Masonluğun, kendi ilkelerine zahiren taban tabana zıt gibi görünen siyaset ve din erbabı ile aynı amaçta birleşmesinden dolayı; kısaca Cemiyet adı verilen İttihatçılar ve çeşitli tarikatların (Bektaşiler, Melâmiler, Mevleviler) mensupları Mason Localarına üye olabilmiş ve serbestçe girebilmişlerdir. / Hatta bir Mason, biri İttihatçı ve diğeri Tarikatçı olmak üzere iki ayrı kimliği daha rahatlıkla taşıyabilmiştir. (..) Nitekim İttihat ve Terakki kurucularının tamamı Bektaşi, çoğu Masondur." (s. 116-17).

Kitabın bence en değerli yönü, yazarın, sözün nereye gideceğini fazla hesaplamadan kendi yaklaşımına destek çıkacağını düşündüğü hemen her ayrıntıyı vermesidir.

Devam edelim: "İttihat ve Terakki, daha doğrusu bu cemiyetin özünü teşkil eden Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, bazı Mason locaları ile iç içe denilebilecek kadar ilişkili olmuştur. İttihat ve Terakki´nin özümseyip uygulamaya çalıştığı Hürriyet-Eşitlik-Kardeşlik şeklindeki Fransız ihtilâl sloganının konuşulması ve uygulaması için, Batı uygarlığı ürünü Locaların hürriyetçi ve insan haklarını gözeten havası, Cemiyet üyelerine son derece uyumlu geldiği gibi; Masonluğun geneldeki zulme ve monarşlara karşı mücadele ve masum insanları hürriyete kavuşturma ideali; Cemiyet´in İstanbul istibdadına karşı sürdürdüğü benzer eylemle tamamen örtüşmüştür." (s. 122).

Burada hayli dolambaçlı bir dille anlatılan, Mason İttihatçıların, yabancı devletlerdeki biraderlerinin teşvikiyle ve İstanbul´a karşı isyan eden azınlık biraderleriyle el ele vererek İmparatorluğun parçalanmasına katkıda bulundukları değilse nedir Allah aşkına?

Bir sonraki cümle konuyu daha da açıyor zaten: "Mason Localarının bu desteğinde, Rumeli´deki azınlıkların Osmanlı Devleti´ne karşı sürdürmekte oldukları istiklal mücadelesini destekleyen Avrupa devletlerinin kendi Mason obediyanslarından doğrudan ve etkili biçimde yansıyan duygusal ve eylemsel katkılarını da göz ardı etmemek gerekir."

´Günümüz Ulusalcılarının ataları´ İttihatçılar neler yapmışlar böyle.



 
Üye Girişi

E-Posta Adresi :
 
Şifre :
 
 Beni Hatırla


Şifremi Unuttum

Yeni Üye


Alışveriş Sepetiniz

Sitemizden alışveriş yapmak için
lütfen Üyemiz olunuz

Müşteri Hizmetleri

Teslimat Şartları
İade Şartları
Garanti Şartları
Gizlilik İlkesi


Ayın Kitabı

 UNUTTUĞUM BEDENİM 

13,00 YTL (KDV Dahil)




Tıbbın asıl hedefi hastaları iyileştirmek ve koruyucu hekimlik yaparak tam bir şifa sağlamak olmalıdır.

Anket
Bir Kitap Alırken Seçiminizi Neye Göre Yaparsınız?

  Kitabın Kapağına
  Kitabın Önsözüne
  Arka Kapak Yazısına
  Kitabın Fiyatına
  Medyada Yer Almasına


Diğer Anketler

En Yeniler

UNUTTUĞUM BEDENİM 
Hepimizin Kökeni Afrika 
ATATÜRK ve MASONLUK 
MASONİK GÖZLE YUSUF 
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ 
OĞUZ HAN 
ACIYA KURŞUN İŞLEMEZ 
RÜZGÂRLA BİR 

Haber Mektubu

E-Posta Adresiniz
Ekle     Çıkart


Sitemiz ile ilgili gelişmeleri yakından takip etmek, yeni çıkan ürünlerimizden haberdar olmak istiyorsanız lütfen haber mektubu servisimize kayıt olunuz.

 


Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Çok Satanlar  |  En Yeniler  |  Yakında  |  Yayınlarımız  |  Setlerimiz  |  Kampanya  |  Yazarlar  |  Yardım  | 
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Yurt Kitap | yurtkitap@yurtkitap.com
Konur Sokak No: 26/3 Kızılay-ANKARA
TEL: (0 312) 417 35 49 | FAX : (0 312) 425 36 40

Yurt Kitap Yayın'da   yada HAVALE ile %128 güvenle alışveriş yapabilirsiniz.